Manevi Pan-Afrikanizm ve Sömürgecilik Karşıtlığı

20. yüzyıla damgasını vurmuş ve geniş kitlelerce zevkle dinlenen müzik sanatçılarından biri kuşkusuz Jamaikalı Bob Marley’dir. Müziği sadece reggae türünü ana akım yapmakla kalmamış, aynı zamanda Bob Marley’nin kendisi de müziğin birleştiriciliğinin uluslararası sembolü haline dönüşmüştür. Marley’nin müziğinin uluslar ötesi ve evrensel olduğu doğrudur ancak çoğu hayranının gözünden kaçan nokta Marley’nin şarkı sözleri ve bu sözlerin taşıdığı sadece doğum yeri olan Karayipler’deki değil, tüm Afrika kıtasına yayılan sömürgecilik karşıtı mesajıdır. Dikkatli bir dinleyici, genellikle siyasal bir görüş içeren ve Rastafari dininden ilham alan Afrika dayanışmasının Marley’nin müziğinin ana temalarından biri olduğunu mutlaka fark edecektir. Bu iddiayı detaylıca irdelemek için Marley’nin eserleri arasından seçim yapmak zor gibi görünse de Redemption Song (Kefaret Şarkısı), Africa Unite (Birleş Afrika) ve Zimbabwe şarkıları, Marley’nin hem Pan-Afrikanizm ve sömürge karşıtı görüşlerini hem de Rastafari dinine[1] yapılan göndermeleri örneklemek açısından biçilmiş kaftandır. Önce, Marley’nin hayatı ve kariyeri ile ilgili birkaç detay verelim.

Müziğe Adanmış Bir Hayat

Robert Nester Mayer, hepimizin bildiği ismiyle Bob Marley, 6 Şubat 1945 yılında, siyah Jamaikalı bir anne ve İngiliz kökenli, hatta bazılarına göre Suriye Yahudisi kökenli[2], beyaz Jamaikalı bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Jamaika’nın başkenti Kingston’ın fakir bir bölgesi olan Trench Town’da büyüdü. Trench Town, dönemin müzik merkezlerinden biriydi ve Marley burada, “jammin” yaptığı pek çok arkadaş edindi. Sonralarında bu arkadaşlık “The Wailing Wailers” adlı müzik grubunun kurulmasıyla resmiyet kazandı. Grup, 1960larda başarıdan başarıya koşarak Jamaikalı müzik listelerinde bir numaraya yerleşen eserlere imza attı. Ancak, çoğu müzik grubunun başına geldiği gibi The Wailing Wailers da belli bir süre sonra dağıldı ve Marley, Amerika Birleşik Devletleri’nde birkaç sene yaşamak üzere adayı terk etti. Marley adaya döndüğünde grup, her ne kadar “the Wailers” olarak yeniden birleşip ada dışında adını duyursa da grup üyelerinin solo kariyer peşinde koşma kararı nedeniyle bir kez daha dağıldı. Yıllar içerisinde gruba yeni üyeler katıldı ve ayrıldı fakat 1975 yılından itibaren grup artık “Bob Marley and the Wailers” adıyla müzik hayatına devam etti. Özellikle Exodus (1977), Kaya (1978), Survival (1979) ve Uprising (1980) albümleri[3] grubu uluslararası başarıya kavuşturdu.

1981 yılında kanser hastalığı nedeniyle ölümüne kadar Marley 20 milyon albüm sattı. O sadece dünyaya mal olmuş en başarılı Jamaikalı sanatçı değil, aynı zamanda dönemin müzik dünyasının en etkili ve en çok satan sanatçısıydı. 1994 yılında Rock and Roll Şeref Kürsüsü’ne girdi. Marley, pek çok süper stara ilham verdi. Hâlâ da farklı, din, dil, ırk ve kökenden milyonlarca insan müziğini keyifle dinlemekte ve müziğini takdir etmektedir. Müziği herkese göre farklıdır; bazıları için dingin, huzurlu ve umursamaz dünyanın simgesi, bazıları içinse Jamaika toplumunun tefsiridir. Bazıları için şarkıları Rastafari inancının dini unsurlarını içerir, bazılarına göreyse güçlü Pan-Afrikan eğilimleri olan sömürgecilik karşıtı bir sanatçıdır[4].

Redemption Song (Kefaret Şarkısı): Fikri Kölelikten Kurtuluş

Marley’nin eleştirmenler tarafından çok olumlu yorumlar alan ve bence en güzel şarkılarından biri 1980 yılında yayımlanan Uprising albümünün son şarkısı Redemption Song yani Kefaret Şarkısıdır. Henrietta Vinton Davis’e göre şarkının sözleri Marcus Gurvey’in Yapılan İş adlı konuşmasının bir hayli etkisi altındadır[5]. Bu çok ilginç bir noktadır çünkü Gurvey’in konuşması da Rus anarşist filozof Nikolay Çernişevksi’nin 1863 tarihli Nasıl Yapmalı? romanından etkilenmiştir. Bu yazıyla ilgili olan konuysa Afrika’ya Geri Dönüş Hareketi’nin baş kuramcısı Jamaikalı Marcus Gurvey’in önde gelen Pan-Afrika Milliyetçisi olmasıdır. Gurvey’e atıf ikinci kıtanın başında bulunur:

Emancipate yourselves from mental slavery;
None but ourselves can free our minds.

Kendinizi fikri kölelikten kurtarın;
Bizden başka kimse aklımızı özgürleştiremez.

Mavis Stapes’in dediği gibi Gurvey’in sözlerini kullanan Marley, dinleyicilerine zincirlerini kırmanın bir yolu olduğunu söylüyor[6].  Ancak şarkılarında bundan daha fazlası da mevcut. Fikri kölelik ve yalnızca bedene değil, zihne de vurulan prangalardan kurtulma ihtiyacı Gurvey’in her zamanki söylemlerinden biridir. Bu nokta özellikle sömürge sonrası bağlamda öne çıkar çünkü sömürgeci ülke, bağımsızlığına kavuşan bir bölgeyi ya da bir ülkeyi terk etmiştir; ancak yıllarca yoksulluk, cehalet ve kölelik içinde yaşamış toplum bireylerinin tam kurtuluşa ulaşması için çok çalışması gerekir. Hem Gurvey hem de Marley’nin mesajı şudur: fikri kurtuluşun sorumluluğu bireydedir. Kişi, kurtuluşun kendisine sunulmasını oturup beklememelidir. Her şey bağımsızlıkla kazanılmaz. Bu, kendi içinde güçlü ve önemli bir mesajdır çünkü köleleştirilmiş ve sömürgeye dönüştürülmüş kişilere yine bir görev vermekte hatta onları zorunlu kılmaktadır. Mağdura, kendi kaderini kontrol edebileceğini ve aslında etmesi gerektiğini de söylemektedir.

Şarkının ilk birkaç mısrasına bakalım:

Old pirates, yes, they rob I;
Sold I to the merchant ships,
Minutes after they took I
From the bottomless pit.

Eski korsanlar, evet, beni çaldılar;
Beni yük gemilerine sattılar,
Beni aldıktan birkaç dakika sonra
Dipsiz kuyudan

Marley “beni çaldılar”, beni sattılar” ve “beni aldılar” dese de bu aslında “bizi” olarak tercüme edilmelidir çünkü Rastafari terminolojisinde “ben” ve “biz” eş anlamlıdır. Bunun altında yatan mantık şudur: Rasta dini mensuplarına göre Tanrı herkes aracılığıyla yaşar, dolayısıyla “ben” ve “biz” birdir. Aynı zamanda “biz” yerine “ben” kullanımı köleleştirilmiş ve bastırılmış bireyde gurur duygusu yaratmak için de kullanılmıştır. Marley “eski korsanlar”, “yük gemileri” ve “dipsiz kuyu” dediğinde okyanus aşırı köle ticaretine gönderme yapmaktadır. “Dipsiz kuyu” şüphesiz hem doğal kaynakları hem de insanları dipsiz bir kuyuymuş gibi sonuna kadar yağmalanan Afrika kıtasıdır, korsanlarsa kıtanın hazinelerini çalanlardır. Altın ve doğal kaynaklar bir yana, gerçek talan Afrikalı halkların Amerika kıtasına ve Karayiplere tarlalarda çalıştırılmak üzere zorla alıkonularak gemilere bindirilmesidir[7]. Aşağıdaki mısralar dinleyiciye kurtuluşu sunar:

But my hand was made strong
By the ‘and of the Almighty.
We forward in this generation
Triumphantly.

Ama ellerim güçlü yaratılmıştı
Tanrının eli vasıtasıyla
Bu nesilde ilerliyoruz
Zaferle

Burada Marley, Tanrı diyerek açıkça dini bir göndermede bulunuyor (Rasta dini mensupları İncil’i kutsal yazıtlarının bir bölümü olarak kabul eder)[8]. Ancak Tanrıdan bahsetme, sömürgeleştirilmiş kişilere zafere giden yolda güç vermek ve geleceğe, eski köleleştirilmiş nesillerden daha farklı, daha güçlü ve daha sağlam bakabilmelerini sağlamak için bir araçtır. İşte tam da bu bağlamda Marley, Gurvey’in fikri kölelikten kurtuluş görüşüne gönderme yapmaktadır. Tanrı belki sömürgeleştirilmişleri özgürleştirdi ama Marley bunun yeterli olmadığını, gerçek özgürlüğün bireyin içinde olduğunu söylüyor. Gurvey’in ve Çernişevski’nin sözlerinden yola çıkarsak daha yapılacak işler var.

Birleşerek Sömürgeciliği Alt Etme: Africa Unite (Birleş Afrika)

Bob Marley and The Wailers grubunun 1979 yılında çıkardığı Survival adlı albümündeki öne çıkan (ve belki de en siyasi içerikli) parçalardan bir tanesi de Africa Unite adlı şarkıdır. Parça, Pan-Afrikan Milliyetçiliği vurgusuyla aleni bir birleşme çağrısı yapar ve neredeyse uluslararası siyahi topluluklar için bir marş niteliğindedir çünkü yalnızca o dönemde Rhodesia’da gerçekleşen bağımsızlık hareketi –ki sonrasında Zimbabwe olmuştur– ve Güney Afrika’da süregelen ırkçılığa karşı verilen mücadele için değil, sömürgecilik karşıtı verilen bütün mücadeleler için yazılmıştır. Africa Unite şarkısının sözlerine Rastafari inancına ait göndermeler de katılmıştır. Bu göndermeler özellikle kendi içinde epey devrimci sayılabilecek Eski Ahit’teki Çıkış kitabının eski İsrailoğullarının topraklarına geri dönme özleminden bahsettiği bölümdür. Marley’nin Exodus (Çıkış) adlı bir albüm çıkarması bir tesadüf değildir.

İlk mısrada Marley şöyle der:

‘Cause we’re moving right out of Babylon,
And we’re going to our Father’s land, yea-ea.

Çünkü Babil’den çıkıyoruz,
Ve babalarımızın topraklarına gidiyoruz, evet.

“Babalarımızın toprakları” darken Marley, Afrika kıtasından yani sömürgeci ülkeler ve köle tacirlerinin Amerika kıtasına getirmek üzere bireylerin özgürlüklerini çaldığı kıtadan bahsetmektedir. Bu, Marley’nin özgürlük beyanıdır, “”Babil’den çıkarak” Afrika’ya geri dönmek. Marley, Babil derken, Eski İsrailoğullarının Kudüs’teki tapınağını yok ederek onları tutsak eden ve sürgüne gönderen Babillileri konu alan kutsal kitaptaki metne ve Yeni Ahit’teki Vahiyler kitabında kötü olarak tanımlanan günümüzde yeni medeniyet olarak adlandırdığımız dönemin Romasına atıfta bulunur. İsrailoğulları gibi Marley de kefareti geri dönüş aracılığıyla düşler ancak Babil onun için aynı zamanda günahkar bir yerin çağdaş sembolüdür. Rastafari inancına göre Babil, Afrika kökenli insanlara karşı kumpaslar kuran dünyayı ve onun siyasi kurumlarını veya siyasetçilerini yaratan kötü adamdır. Bir başka deyişle Afrika diasporası olan Amerika kıtası ya da dünya üzerindeki herhangi bir yer günahlarla doludur çünkü köle çalıştırarak edinilen zenginlikler ve Afrikalıların çektiği ıstıraplar üzerine kurulmuştur. Kısaca buna batı toplumu da diyebiliriz. Dahası, Afrika kıtasına bilfiil dönmeyenlere Marley ruhsal bir yeniden doğuş imkanı sunar yani kişi, doğru yolu seçtiğinde ve ahlaklı bir yaşam sürdürdüğünde Babil’den kurtulabilir. Marley şöyle devam eder:

How good and how pleasant it would be before God and man, yea-eah! –
To see the unification of all Africans, yeah! –
As it’s been said a’ready, let it be done, yeah!
We are the children of the Rastaman;
We are the children of the Iyaman.

Tanrı ve insan önünde ne kadar güzel ne kadar hoş olurdu, evet-
Tüm Afrikalıların birleştiğini görmek, evet!-
Daha önceden söylendiği gibi, bırakın gerçekleşsin, evet!
Rastaadam’ın çocuklarıyız;
Iyaadam’ın çocuklarıyız.

Bu kıtada Marley’nin Pan-Afrikan milliyetçiliği aleni ve açıktır. “Rastaadam” ve “Iyaadam” çocukları göndermesiyle Marley yine hem Tanrı hem de İnsan tarafından kutsanmış tek olarak verilen mücadeleyi işaret ediyor. Rastafari dilinde Iyaman, herkesin içinde kısmen olan daha yüce bir güç ya da Jah (Tanrı) anlamına gelir. Rastaman ise erkek bir Rastafari’dir, hem Tanrı hem de insanlara seslenerek birleşme çağrısı yaparak ulvi emeller peşinde koşan kimsedir. Rastaların inandığı gibi Tanrı hem yüce hem de kısmen herkesin içinde yaşayan bir güçse, Marley başka bir Rastafari inancını da hatırlatmaktadır: Tanrı, İnsandır ve İnsan Tanrıdır.

Kıtanın üçüncü mısrası çok önemlidir çünkü “daha önceden söylendiği gibi” der. Böyle diyerek Marley, Yahudilerin Sion’a dönmesinden bahseden İncil’de yer alan Isaiah ve Hezekiel peygamberlerine atıfta bulunuyor olabilir veya Vahiyler kitabında yer alan bu kesit farklı şekillerde yorumlanarak Bazı Rastafari dini mensuplarınca peygamber, bazılarınınsa 1941 yılında İngilizlerin, İtalyanları topraklarından kovduğu Zenci Afrikalı olduğuna inanılan ve ikinci mesih kabul edilen Etiyopya Kralı Haile Selassie’e dönmesinden bahsediyor olabilir. Bu mısra, daha önce bahsi geçen Afrika’ya Dönüş Hareketinin baş sözcüsü ve kuramcısı, Afrika kökenli Amerikalıları Gana’ya dönmeye çağıran siyahların dünya ticaretine açılmalarını sağlamak için kurulan Black Star Line’ı yöneten Marcus Gurvey’e veya Liberya ya da Sierra Leone’a geri dönmeye çağıran başka hareketlere de bir gönderme olabilir[9]. Tüm bu yorumlardan bağımsız olarak mısranın ve şarkının temeli Rastafari dini, kölelik ve sömürgecilikle yoğrulmuş, özü unutulmuş ancak hatırlanması gereken siyahi kimliğidir. Marley bunları kurtuluşa çağırır.

Marley Devrimcileri Birleşmeye Çağırıyor: Zimbabwe

Marley’nin en siyasi içerikli şarkısı Zimbabwe’dir; bu öyle bir şarkıdır ki doğrudan Zimbabwe’nin bağımsızlık mücadelesinden bahseder ve sömürgeciliğe karşı insanları silahlanmaya ve devrime çağırır. Bu kanıyı destekleyen bazı mısralar şunlardır:

Every man gotta right to decide his own destiny,
And in this judgement there is no partiality.
So arm in arms, with arms, we’ll fight this little struggle,
‘Cause that’s the only way we can overcome our little trouble.

Herkesin kendi kaderine karar verme hakkı vardır;
Ve bu kararda asla taraf tutma yoktur.
Kol kola, silahlarla, bu küçük mücadeleyi vereceğiz,
Çünkü küçük sorunumuzun üstesinden ancak böyle gelebiliriz.

Şarkının açılış sözlerinin basitliği ve dokunaklılığı çok güzeldir. Herkesin kendi kaderine karar verme hakkı olduğuna mutabık olmamak mümkün değildir. Şarkının ana fikri Rhodesia’da Ian Smith’in temsil etiği sömürgeci güç ve ikiye bölünmüş sömürgecilik karşıtı güçler (Robert Mugabe önderliğindeki Zimbabwe Afrika Milli Birliği ve Josua Nkombo önderliğindeki Zimbabwe Afrika Milli Partisi) arasında on yılı aşkın bir süredir süregelen karmaşık iç savaştır. Marley, sömürgecilik karşıtı tarafta yer alır ve “kol kola” savaşılması için adeta yalvarır. Marley’nin birleşme çağrısı herkese yönelik değil, daha ziyadesiyle sömürgecilik karşıtı devrimcilere yöneliktir. Bir sonraki kıta devrimcilere seslenir:

Brother, you’re right, you’re right,
You’re right, you’re right, you’re so right!
We gon’ fight (we gon’ fight), we’ll have to fight (we gon’ fight),
We gonna fight (we gon’ fight), fight for our rights!

Kardeş, haklısın, haklısın,
Haklısın, haklısın, çok haklısın!
Savaşacağız (savaşacağız), savaşmak zorundayız (savaşacağız),
Savaşacağız (savaşacağız), haklarımız için savaşacağız!

Marley ikiye bölünmüş sömürgecilik karşıtı güçler arasında kimin tarafını tuttuğunu belirtmez. Onun yerine “kardeş”ine seslenir. Böyle yaparak aslında her iki kesime de haklısınız diyerek seslenmiş olur. “Kardeş” kelimesini kullanarak Marley, aynı zamanda coğrafi olarak uzakta olsa da Pan-Afrikan bir dayanışma sergileyerek tüm Afrika diasporası için Zimbabwe mücadelesinin önemli olduğunu ya da olması gerektiğini vurgulamak ister.   Marley’nin devrimcilere birleşme çağrısı şarkı boyunca devam eder:

To divide and rule could only tear us apart;
In everyman chest, mm – there beats a heart.

Bölmek ve yönetmek bizi sadece birbirimizden uzaklaştırır;
Herkesin göğsünde, mm – bir kalp atar.

Bölmek ve yönetmek kelimelerinin kullanımı çok içlidir. Zimbabwe mücadelesinde devrimcileri birleşmeye çağıran Marley aslında, emperyalist sömürgeci güçlerin yerel halkı bölüp birbirine düşürme metoduna dikkat çekmek ister. Emperyalist güçlerin minimum güç uygulayarak varlığını bu topraklarda uzun yıllar devam ettirmesinin anahtarı, halkı bölüp hatta birbirine kırdırarak yerel halkın birbiriyle savaşmasını sağlamasıdır. Yukarıdaki mısrada Marley’nin çağrısı basit ama etkilidir; sömürgeci güçler karşısında başarılı olmak ve zafer sonrası bağımsızlık süreci için birleşmek gereklidir. Üzücü olan Marley’nin birleşme çağrısının çok rağbet görmemesidir.

Sonuç

Bu yazıda yer verdiğimiz üç şarkı, Bob Marley’nin gerçek dehasını göstermektedir. Köklü Rastafari inancına sahip Pan-Afrikan milliyetçisi olarak mesajları siyasi olsa da çok geniş kitlelerce dinlenen ve sevilen bir sanatçı olmayı başarmıştır. Marley’nin hayranları sadece Afrika diasporası değildir. O, tüm dünyaya yaptığı barış, dayanışma ve sevgi çağrısını kendi bağlamına ve gerçekliğine oturtan pek çok kişiye ulaşmıştır. Bu, şüphesiz evrensel kelimesinin tanımıdır.

[1] Rastafarizm terimi kullanılmamaya çalışılmıştır çünkü Rasta dini mensupları “izm” ekinden kaçınmaya çalışırlar, Ellis Cashmore, Rastaman: The Rastafarian Movement in England (London: Counterpoint, 1983), sf, 8-10.

[2] Jean-Pierre Hombach, Bob Marley: Father of Music, (LULU Press).

[3]Marley’nin hayatı hakkındaki bu bölüm şu biyografilerden elde edilmiştir; Timothy White, Catch a Fire: The Life of Bob Marley. (New York: Macmillan, 2006) ve David Moskowitz, Bob Marley: A Biography, (Westport: Greenwood, 2007).

[4] Jason Toynbee, Bob Marley: Herald of a Post-colonial World (Cambridge: polity, 2007).

[5] Henrietta Davis, “Emancipate yourselves from mental slavery: The origin and meaning behind Bob Marley’s Redemption song”, Henrietta Vinton Davis Blog, (Erişim tarihi 2 Şubat 2018)

[6] Jim Beviglia, Behind the Song: Bob Marley “Redemption Song”, American Songwriter, 6 February 2014.

[7] Hugh Thomas, The Slave Trade (New York: Touchstone, 1997).

[8] Leonard Barrett, The Rastafarians (Boston: Beacon Press, 1997)

[9] Esther B. Nelson, Leaving on the Black Star Line, (Carmel: Black Hill, 2004)

Kapak Forumlar Manevi Pan-Afrikanizm ve Sömürgecilik Karşıtlığı

Bu konu 0 yanıt ve 1 izleyen içeriyor ve en son  Lal Gülçelik tarafından 8 ay 1 hafta önce tarihinde güncellendi.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.